12 senelik aralıksız çalışma hayatıma geçici bir süre için ara vermiş bulunuyorum. 1 Mart tarihi itibariyle doğum iznine ayrıldım. Aslında erken bir ayrılış oldu, 32.haftada ayrıldım izine. Biraz kendimle vakit geçirmek istedim sanırım. bebişin gelmesine daha 25 gün var.
İlk hafta biraz zorlu geçti aslında, ne yapmam gerektiğini bile bilmeden günler geçti. Yürüyüşe mi çıksam, pazara mı gitsem, çamaşır mı yıkasam, kek mi yapsam acaba diye düşünürken gün bitiveriyordu. Neyseki şimdi biraz rayına oturdu, kullandığım isnülin yüzünden erken kalkmam gerektiğinden ötürü de tüm zamanımı verimli bir şekilde kullanabiliyorum...
Gelelim neler yaptığıma...Yazmaya üşendim ama resimler herşeyi anlatacak :)
Bol bol kek denemeleri yaptım...
Belinay'ın odasına duvar kağıdı yaptırıldı...
Çikolata yaptırıyoruz tabi ki o bir gelenek ama ben bi de hatıra sabunu yapmak istedim. Aydede üstünde kuzu. Bayıldım bu sabunları görünce. Pembe renklilerinden sipariş ettim ben. Henüz elime ulaşmadı ama çoook güzel olacaklarından eminim...
Hastaneye ve eve yapacağımız kapı süsü konusunda bayağı kararsız kaldım. Tüllü olan modelleri pek beğenemiyorum çünkü. İnternette bu kapı süsünü buldum, araştırdım ve kadıköyde yaptırıldığını keşif ettim. Hemen de gidip siparişimi verdim :)
Belinay'ın oda takımı geldi, kokusunun çıkmasını bekledik bu haftasonu da yerleştirdik. En süslü bölüm yatak bölümü olduğu için sadece yatak bölümün çektim. Dolabı ve şifonyeri var bir de...Perde ve halıyı da bu hafta halledeceğim.
Yatak tekstili...
Çamaşırlar yıkanıp ütülenmeye başladı...Bunlar henüz yıkanmamış olanlar...
Bizimkinin bakım ürünleri. Nemlendiriciler, manikür seti, banyo süngeri vs :)
Şimdilik benden bu kadar...Gelişmelerden haberdar edeceğim :)
belinay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belinay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mart 2012 Salı
2 Şubat 2012 Perşembe
Kar tatili...
Uzun bir kar tatili hediye ettim kendime. Kamu kuruluşunda çalışan hamilelere ve engellilere izin verildi. Ben özel sektçrde çalştığım için hamile sınıfına giremedim ve yıllık iznimden kullandım. Keşke sorumlulukları olmasa da insanın, cam önünde kahvesini yudumlarken kitabını huzurla okusa ama işte giden kendi izninden bile olsa, yani bedelini ödesende garip hissediyor insan kendini, huzursuz oluyor diğer tarafta işler beklerken.
Allahtan Bibi'de beni yalnız bırakmadı. O da gitmedi işe. Evden götürmeye, yönetmeye çalıştı. Beraber yemekler yaptık tv seyrettik, bazen iş yaptık. Ama şunu söylemeliyim ki evde vakit daha hızlı geçiyor. Kalkıp kahvaltı edip etrafı toparlayıp çayımı koyuyorum, biraz sonra öğlen tatili oluyor. Öğlen yemek ye, biraz uzan, tv seyret, bi de yemek yap hop mesai bitmiş. Yemeği ısıt sofrayı hazırla, servis geçti. Yemeği ye, bulaşıkları kaldır, çay koy, dizi başlasın, elma ve mozaik pasta partisi, gene çay koy, çıkan bulaşıkları makinaya kaldır, aaaa dizinin son sahnesi. Hazırlan ve yat. Gerçekten evdeyken su gibi akıp gidiyor zaman.
Bu arada çeşitli tarifler denemedim değil tabi :) Öncelikle buzluğa konulacak ve misafir geldiğinde hopp çıkartılıp ısıtılacak bişeyler arıyordum kendime. Havuçlu kek yaptım. İnanılmaz güzel oldu ve ilk defa bir kek bu kadar çok kabardı :) Birazını bize ayırıp geri kalanını buzluğa attım. Tarifi burda...
Yetmedi mozaik pasta yaptım. Onun da tarifi bu...Üstünün sosunu yapmıyorum ben. Her akşam düzenli olarak kesilip yeniliyor pek stokluk olamadı yani.
Mayalı poğaça yapayım dedim ama tarifi yanlış aldığımdan tüm malzemeler helak oldu. Tepsi böreği yapayım dedim ama o da olmadı. Üstü pişti altı pişmedi. Tepsi böreği tarifi versenize bana :)
Başka neler yapılıp atılabilir dolaba bilmiyorum. Öykücü bu konuda uzman aslında. Hele ki son yazılarından biri benim için ilerde çok faydalı olacak.
Bu evde oturma maceramda hiç kitap okuyamadım. Sanırım son aldığım "Uyuyana kadar" kitabının sıkıcılığı bunda etkili oldu. Puzzle yaptım biraz. 10 parçanın terini bulabildim yaşasın. Ama en güzeli elektrikçiyi çağırıp eve resimleri ve rafları astırtmak oldu. Taşınalı 1,5 ay oldu ama hiç fırsatımız olmamaıştı. Kar tatilini fırsat bilip eve asılacakları astırdık. Hep hayalini kurduğum duvar sonunda yaşam buldu....
Dedemin Kore Savaşı'ndan kalma kılıcı, bir başka zaman Amerika'ya gidip eğitim verdiği için kendisine verilmiş olan teşekkür belgesi ve Bibi'nin dedesinin köstekli saati. Bu duvarı hatıralar ve büyüklerimiz duvarı yapmayı planlıyorum. Anneannelerin, babaannelerin, dedelerin teker teker fotoğraflarını çerçevelettirip bu duvara asacağım.
Bu kadar işi hallettikten ve süper dinlendikten sonta da bugün eve işe döndüm fakat istanbul'u kuvvatli bir yağış bekliyor söylentileri dolaşıyor. Umarım akşam evime rahat rahat dönebilirim.
Son bişey daha, evin keyfi, işten eve gelince daha güzel. Tüm gün evde oturunca değil :)
18 Ocak 2012 Çarşamba
Gebelik şekeri...Lohusa şekeri değil ama karışmasın :)
Gebeliğin 24.haftasına girilmesi ile birlikte şeker yüklemesi yapılıyor. Eşimin de (ki bundan böyle kendisine Bibi diyeceğim) daha evvel kan testinde biraz şeker bulunmuş ona da şeker yüklemesi yaptırması tavsiye edilmişti. Biz de aynı zamana denk düşürdük şeker yüklememizi.
Bir cumartesi sabahı erkenden kalkıp hastanenin yolunu tuttuk. Yanımıza bilgisayarımızı ve filmlerimizi almayı unutmadık tabi ki. Ne de olsa 3 saat hastanede kalacağımızdan canımızın sıkılmaması önemliydi. Saat başı kan vererek bir filmi bitirip aç kurtlar gibi Marmaris Büfe'ye saldırdık tabi. Orda yediğimiz her şey başka bir güzel geldi bize.
Meğer son kez böyle iştahlı yiyebiliyormuşuz. Bibi'nin kan şekeri 1.saat sonunda 158 çıktı. Doktor endişeleneek bişey olmadığını ama biraz rejim yapması gerektiğini söyledi ve sıra bana geldi ki benim şekerim 1.saatin sonunda 240 çıktı. Acilen endokroloji bölümüne yönlendirildim tabi.
Doktor 1 hafta boyunca parmaktan kan ölçümü yapmamı ve sonrasında değerlerle birlikte kontrole gelmemi söyledi.
Dün 1 hafta doldu. Değerlerimi doktora götürdüm ama pek beğenmedi. Bu seviyelerle aslında insülin tedavisi görmem gerektiğini ama cumartesiye kadar bir kez daha izlemeye almamı söyledi. Cumartesi günü tekrardan kontrolüm var. Değerler bu seviyede gitmeye devam ederse insülin tedavisine başlanacak.
En kötü şey bu olsun tabi, ilk gün öğrendiğim kadar çok üzülmüyorum. Sonuçta çözümü var ve doğumdan sonra bu durumdan kurtulabilirim. Üstelik 6 ayda aldığım bu 16 kilonun da mantıklı bir açıklaması oldu sonunda. Sıkı bir diyette uygulandığı için şu andan itibaren hiç kilo almadan hatta vererek hamileliğimi tamamlayabilirim.
Bir cumartesi sabahı erkenden kalkıp hastanenin yolunu tuttuk. Yanımıza bilgisayarımızı ve filmlerimizi almayı unutmadık tabi ki. Ne de olsa 3 saat hastanede kalacağımızdan canımızın sıkılmaması önemliydi. Saat başı kan vererek bir filmi bitirip aç kurtlar gibi Marmaris Büfe'ye saldırdık tabi. Orda yediğimiz her şey başka bir güzel geldi bize.
Meğer son kez böyle iştahlı yiyebiliyormuşuz. Bibi'nin kan şekeri 1.saat sonunda 158 çıktı. Doktor endişeleneek bişey olmadığını ama biraz rejim yapması gerektiğini söyledi ve sıra bana geldi ki benim şekerim 1.saatin sonunda 240 çıktı. Acilen endokroloji bölümüne yönlendirildim tabi.
Doktor 1 hafta boyunca parmaktan kan ölçümü yapmamı ve sonrasında değerlerle birlikte kontrole gelmemi söyledi.
Dün 1 hafta doldu. Değerlerimi doktora götürdüm ama pek beğenmedi. Bu seviyelerle aslında insülin tedavisi görmem gerektiğini ama cumartesiye kadar bir kez daha izlemeye almamı söyledi. Cumartesi günü tekrardan kontrolüm var. Değerler bu seviyede gitmeye devam ederse insülin tedavisine başlanacak.
En kötü şey bu olsun tabi, ilk gün öğrendiğim kadar çok üzülmüyorum. Sonuçta çözümü var ve doğumdan sonra bu durumdan kurtulabilirim. Üstelik 6 ayda aldığım bu 16 kilonun da mantıklı bir açıklaması oldu sonunda. Sıkı bir diyette uygulandığı için şu andan itibaren hiç kilo almadan hatta vererek hamileliğimi tamamlayabilirim.
13 Ocak 2012 Cuma
Bebek odası
Bebek odası seçimi benim için çok kolay olacak diye düşünüyordum. Sonuçta fazla gösterişli olmayan, bembeyaz, kız bebek olursa biraz kendinden oymalı kakmalı bir mobilya benim için harikuladeydi. Fakat internetten araştırdıkça bembeyaz mobilyalar bile lebi-derya.
Oymalısı, düzü, sert hatlısı, yumuşak hatlısı, pencereli dolaplı, alt değiştirme üniteli, büyüyen yataklı...Bakıyorum bakıyorum resimlere sadece bir kaç şey belirleyebildim kafamda.
1- Beyaz olacak
2- Kesinlikle oda renklenmeli, ister pembe ister mavi, ister yeşil, ister sarı ama asla bej renk değil. Çok da renkli olmamalı tabi ki.
3- Dolabı pencereli olacaks arkası tüllü olmalı ki dağınıklığı ört pas etsin.
4- Büyüne yatak en mantıklısı, çocuk sıkılır değiştirmek zorunda kalırsam da bi kaç değişiklik yaparım çevresinde odaya yeni hava katarım.
5 - Taşlı tuşlu bir avize olmamalı aman yani. tüylü bişey belki olabilir kız bebekse eğer.
6- Odanın olmazsa olmazı cibinlik. Kullanılmasa bile gerçekten çok şık duruyor.
Yarın mobilya bakmaya çıkacağız. Bakalım fikirler ne ölçüde değişecek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














